Friday, April 11, 2014 Friday, April 4, 2014

Kime ihtiyac duysam, bana tokat atar gibi ‘sana ihtiyacim var’ dememem gerektigini ogrettiler. Bunu soylemenin pismanligini her insanda hissettim. Boyle boyle birey oldum. Kimseye ihtiyac duymamayi ogrenerek.

Saturday, March 29, 2014

oh yes
dream dance

Monday, March 17, 2014

True Sorry

True song!

Thursday, March 13, 2014
haaappy st Patricks Day! 

haaappy st Patricks Day! 

Tuesday, March 11, 2014
Saturday, March 8, 2014
Yurdumun Adana’sında, sokakta bakkaldan aldıkları kibritle oynayan iki çocuk polis arabasını yakmış. Yurdumun bir diğer köşesi Bursa’da, sokakta oynayan bir çocuğun canını kavun satan kamyonet almış. Başka bir köşesinde sokakta oynayan çocuğun dizlerine, arabasını yola park etmek isteyen 2 maganda kurşun sıkmış. 
Memleketimden yurdumdan uzaklarda bir yerlerdeyim. Avrupa’nın en düzenli, sakin şehirlerinden birinde, sıra sıra dizilmiş kutu gibi evlerden oluşan bir mahallede evimin yolunu tutarken fark ettim bir gariplik; Top oynayan çocuk sesi. 3 metrekare evin 5 metrekare bahçesinde plasik topa pis burun vuran 3 çocuğun sesi. Bahçe çitlerinin arkasında, ait olmadıkları bir ülkede, sahip oldukları, benim de bilmediğim bir dili bağırış çağırış konuşarak, gülüşerek bir keyfi paylaşan 3 çocuk…
Burada bulunduğum günlerde sokaklarda süzülen çocuk gülüşlerini hiç duymadığımı o an farkettim. 
Çok gelişmiş ülkelerin çektiği az doğum oranı ve düşük genç nüfus sıkıntısından mıdır, kültürel düzenin getirdiği korumacı yaklaşımdan mıdır bilemedim. Oysa ki burada coşkuyla koşuşturan çocukları altına alcak kadar hızlı giden kamyonetler yok.
Çocuklar en fazla dizlerini düşüp taşlarda kanatır belki.
Bu tezat unsuru kurcaladı kafamı. Böylesi güvenli şehirlerde neden çocuklar 4 duvar arasına saklanırdı?
Ruhsuz şehirlerin ilacı çitlerin arkasında, pencerelerin arkasındaki çocuklarda gizli belki de. Her yaştaki çocuklarda. Çıkan çocuklar parklara, sokağa çıkın. 
…..
11 mart 2014 Edit: Ve bugün, Gezi Parkı olayları sırasında, bakkala ekmek almak için sokağa çıkıp, polis tarafından başından gaz kapsülü ile vurulan Berkin’i kaybettik.
*Fotoğraf için:

Yurdumun Adana’sında, sokakta bakkaldan aldıkları kibritle oynayan iki çocuk polis arabasını yakmış. Yurdumun bir diğer köşesi Bursa’da, sokakta oynayan bir çocuğun canını kavun satan kamyonet almış. Başka bir köşesinde sokakta oynayan çocuğun dizlerine, arabasını yola park etmek isteyen 2 maganda kurşun sıkmış. 

Memleketimden yurdumdan uzaklarda bir yerlerdeyim. Avrupa’nın en düzenli, sakin şehirlerinden birinde, sıra sıra dizilmiş kutu gibi evlerden oluşan bir mahallede evimin yolunu tutarken fark ettim bir gariplik; Top oynayan çocuk sesi. 3 metrekare evin 5 metrekare bahçesinde plasik topa pis burun vuran 3 çocuğun sesi. Bahçe çitlerinin arkasında, ait olmadıkları bir ülkede, sahip oldukları, benim de bilmediğim bir dili bağırış çağırış konuşarak, gülüşerek bir keyfi paylaşan 3 çocuk…

Burada bulunduğum günlerde sokaklarda süzülen çocuk gülüşlerini hiç duymadığımı o an farkettim. 

Çok gelişmiş ülkelerin çektiği az doğum oranı ve düşük genç nüfus sıkıntısından mıdır, kültürel düzenin getirdiği korumacı yaklaşımdan mıdır bilemedim. Oysa ki burada coşkuyla koşuşturan çocukları altına alcak kadar hızlı giden kamyonetler yok.

Çocuklar en fazla dizlerini düşüp taşlarda kanatır belki.

Bu tezat unsuru kurcaladı kafamı. Böylesi güvenli şehirlerde neden çocuklar 4 duvar arasına saklanırdı?

Ruhsuz şehirlerin ilacı çitlerin arkasında, pencerelerin arkasındaki çocuklarda gizli belki de. Her yaştaki çocuklarda. Çıkan çocuklar parklara, sokağa çıkın. 

…..

11 mart 2014 Edit: Ve bugün, Gezi Parkı olayları sırasında, bakkala ekmek almak için sokağa çıkıp, polis tarafından başından gaz kapsülü ile vurulan Berkin’i kaybettik.

*Fotoğraf için:

(Source: e-x-c-r-u-c-i-u-s)

Pablo Picasso, The Dog (Lump), c. 1960

Pablo Picasso, The Dog (Lump), c. 1960

Friday, March 7, 2014

“Cezaevi minibüsü durdu. Arka kapısı açıldı. Dışarı, saçları, yüzleri yanmış kadınlar çıktı. Ağızları, maruz kaldıkları vahşetin şaşkınlığıyla çarpılmıştı. Gözleri kapkaraydı. Merheme bulanmış, örtülere sarınmış, yarı çıplak, toplu konut binalarına doğru koşmaya başladılar. Bağırıyorlardı. Haber vermek için: DEVLET KATİLDİR! DEVLET CANİDİR! DEVLET ZENGİNLERİNDİR!

O gece, illüzyonlarla dikkati başka yere çeken gündelik hayat bildiği bütün sihirbazlık numaralarını unuttu. Yaşamanın ve ölmenin, insanın ve devletin mutlak zıtlığı görünüverdi.”

Ellinore Erichsen in “Art” by James Macari for Grazia France, March 2014

Ellinore Erichsen in “Art” by James Macari for Grazia France, March 2014

Rüzgarda pamuk şeker gibi. Agnes Obel - The Curse

Wednesday, March 5, 2014

Boom Boom Boom BOOM!

goeyen:

Agyness Deyn, by Ryan McGinley

goeyen:

Agyness Deyn, by Ryan McGinley

Tuesday, March 4, 2014
 Mıdnight City - M93  dinlemelere doymamak. Bunun gibi bişi

 Mıdnight City - M93  dinlemelere doymamak. Bunun gibi bişi

Monday, March 3, 2014
kıps kıps

kıps kıps